Çarpık MEB uygulamaları ve Türkçe
“AKP hükümetinin çarpık MEB uygulamaları sonucu bu yıl TÜRKÇE branşı, deyim yerindeyse katledilmiş, yabancı dil olan İngilizce’den bile TÜRKÇEMİZ’in branşının 3 katı atama yapılıyor! Şaşırtıcı ve ürkütücü bir durum!!!
Nasıl olur da haftada “5″ ders saati ile ilköğretim 2. kademede haftalık ders saati en fazla olan TÜRKÇE dersine bu kadar az kontenjan ayrıldı bu yıl?
Her yıl en az 3.000–3.500 atama yapılan branş, bir anda ne oldu da sadece 900′lerde kaldı iki atama toplamında?
Haftalık ders saati sadece “1″ olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi branşında kontenjan 1100′ü bulurken, “Yabancı Dil” olan İngilizce’nin ataması 3.000′i geçerken nasıl olur da ülkemizin ANA DİL’i olann TÜRKÇEMİZ’den sadece 955 öğretmen alınır?
Bunun akla, mantığa, izaha uyar bir açıklaması olabilir mi?
MEB, “Kontenjanlar ihtiyaca göre belirleniyor” dese de, bu açıklama hiçbir şeyi açıklamıyor! Aslında buna açıklama bile denemez… Her şeyi bir kenara bırakıp düşünsek bile, haftalık ders saati itibariyle en fazla ders saati sayısına sahip olan branş TÜRKÇE’dir.
Sendikaların araştırmasına göre Türkiye’de şu an TÜRKÇE Öğretmeni ihtiyacı 25.000′ler civarındadır. Elimizde potansiyel olarak 10.000 civarında Türkçe Öğretmeni adayı varsa biz bunu neden kullanmıyoruz hükümet olarak? Neden değerlendirmiyoruz kaynaklarımızı? Neden değer vermiyoruz dilimize? Neden? Neden? Neden?
Madem atamayacaktınız bizi niye okuttunuz? Bu ülkenin gençlerine verdiği değer bu mu?
Önümüzde Şubat ataması var. Bu atamadaki politikayı da artık herkes öğrendi! Yani deyim yerindeyse “Maymun gözünü açtı!” Ağustos ve Kasım’da ‘görevlendirilmiş’ olan ‘Sözleşmeli’ öğretmenler Şubatta ‘kadrolu’ olarak yeniden atanacak ve MEB büyük bir marifet gösterip çalıştırdığı personelini “ikinci kez” görevlendirecek ama bu kez KADROLU olarak. Sonraki senaryo ise aynı: eğitime çok önem verdiğini her fırsatta dile getiren AKP hükümeti yine şu kadar atama yaptık diye naralar atacak, Milli Eğitim Bakanımız çıkıp yine her zamanki gibi “üç öğretemnden birini biz atadık” diyecek, basın-yayın organları “öğretmen adaylarına müjde” diye flaş haberler geçecek, halkımızdan işin aslını bilmeyenler bu açıklamalara inanacak, işin aslını bilenler ise sinirden ve aldatılmanın verdiği hüzün ile bu ülkede yaşamaktan usanacak günbegün… İşte, öğretmen adayları olarak halimiz bu… İçler acısı değil mi? Benim merak ettiğim, bizle böyle oynayanlar, akılları sıra bizi kandırdıklarını düşünenler rahat rahat uyuyorlar mı geceleri? Vicdanları hiç mi rahat değil? Artık yaşamaktan bıktırdıkları binlerce okumuş gencin “Allah’ım bizi bu hale getirenleri sana havale ediyorum.” ile başlayan dualarının gün gelip bizleri bu hale getirenlere büyük azap çektireceğini düşünemiyorlar mı? Ah almanın ne kadar büyük vebal olduğunun farkında değiller mi?
MEB’e ve AKP hükümetine sesleniyoruz: Bu Şubat atamasında da aynı aldatmacayla öğretmen ataması yapmayın artık! Artık yeter… Gerçekten çok ama çok sıkıldık bu oyunlardan, ince hesaplardan. Ekonomi yapacaksanız bunu “Eğitim” üzerinde yapmayın. Eğitimden kısarak, yıllardır süregelen kadrolu öğretmen atamalarının, yerini son iki-üç senedir sözleşmeli, ücretli, vekil, kısmi zamanlı geçici öğretici, kadrosuz usta öğretici vb… gibi dahiyane (!) buluşlara bırakması AKP hükümetinin eğitime verdiği önemi(!) gerçekten gözler önüne sermektedir. Bu buluşları ve eğitime üstün hizmetleri (!) için başta Türkiye’nin en uzun süreli Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik’i ve ardından tüm AKP hükümetini kutluyorum. Ancak bu kadar fazla çeşit öğretmenlik türetilebilirdi, tebrikler!
Önümüzdeki Şubat atamasında yeni bir öğretmenlik icat etme(me)niz(!) dileği ile, kolay gelsin MEB’e…
Gönderen: Mustafa ÖZTÜRE
Mehmet Çağatay
Posta
hocam bu bakan varken inşallah bizim durumumuz daha vahim olmaz.yüreğine sağlık.
hocam yazdıklarında baştan sonra haklısın ama işte elimizden bir şey gelmior ne yazik ki…
arkadaşlar neden hiç toplanmayı düşünmüyoruz. madem bir ortak hareket zamanı ankarada eylemimizi yapalım. bir günümüzü buna ayıralım. sadece 1 gün. bizim sesimizi duyurma zamanımız gelmedi mi? ne iktidar ne muhalefet hiç birinin programında biz işsiz öğretmenlerin sorununa değinecek en ufak bir proje yok. ama biz ne yapıyoruz kimimiz adalet ve kalkınma partisine, kimimiz cumhuriyet halk partisine, kimimiz ise milliyetçi hareket partisine oy veriyoruz. onlar ise bedava oyun üstüne yatıyorlar. kamuoyu oluşturmaktan bile aciz kalan bir eğitimci topluluğuz. artık ipleri elimize alma zamanı geldi geçiyor bile.
salim tutar hocam iyi hoş diyorsun da, diyelim ki ankarada toplanmaya karar verdik… Kaç kişi katılabilir ki? İşsiz güçsüz insanlarız ekonomik sıkıntılarımız var, çoğumuz da ankaradan uzakta bulunuyoruz. Nasıl olacak? Olsa da ne değişecek?
Salim hocam Ankara’da toplansak bile bu sitenin yöneticisi ve editörü olarak şunu söyleyebilirm ki yüksek bir katılım bekleme.
Hatta ummadık taş baş yarar mantığıyla düşündüğümüzde, bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda katılım ile de karşılaşılabilir.
Eylem yapmak ciddi bir iştir. 3-5 kişi ile olmadığını konusunda tecrübeliyim.
Arkadaşım doğru söylüyor sözleşmelileri kadroya geçirerek milleti aldatıyorlar. Ben hala recep tayyip erdoğana inanamıyorum hala çeliği görevinde tutyor bu adam başta olduğu sürece kesinlikle akp adını duymak istemiyorum