HOCAM O OKUMA BİLMİYOR HA!




HOCAM O OKUMA BİLMİYOR HA!

Atama başımızı oldukça ağrıtıyor. Zira hem okulu bitiren öğrenci sayısının artması hem de iş imkanı ve ödenek bulunmaması sebebiyle işsiz kalanlar çok fazla. Biz bunlara üniversiteli işsiz diyoruz. Kavram ülkemize gireli çok olmuyor; fakat kullanımı virüs gibi hızla yayılmış; sayısı binleri, on binleri aşmıştır.

Atama kaygısı sebebiyle okuldaki eğitim düzeyi, Milli Eğitimin önerdiği kitaplar ve verilen eğitim-öğretimin niteliği çok fazla tartışılmıyor; ama atananlar iyi bilir bunu. Dün dersime müfettiş geldi. Yaptığım her şeyi bir bir not aldı. Ders çıkışı ise yaptıklarımı bana tekrar söyleyip kaynak kitap kullanmamanız çok iyi. Biliyorsunuz ki Milli Eğitim kaynak kitapları yasakladı, ders kitabı haricinde kitap kullanmamalısınız! dedi.

Evet, ders kitabı haricinde kaynak kitap kullanılmıyor. Zaten herkesin maddi durumu iyi olduğu için çocuklar dershaneye gidebiliyor ya, dershaneler de onlara kaynak kitabı temin ediyor!

Benim atandığım okullarda mı heceleyerek okuyan sayısı çok (yaş 11-14) yoksa heceleyerek okuyan sayısı mı benim atandığım okullarda çok (?!) İlköğretim ikinci kademe öğrencisi okumayı da beceremiyor, yazı yazmayı da… Müfettiş bey bitişik eğik yazı yazmamı öneriyor. Sınıfımda sadece bir kişi el yazısı kullanıyor onun da ne yazısı okunuyor ne de kelimeleri doğru yazabiliyor.

Ben ilkokul birinci sınıfta sayfalarca yazı yazdığımı hatırlıyorum. Şimdi ise çocukların ödevi yok. Yasak çünkü, anne-babalara ödev veriliyor artık. Onlar gidip araştırıyor, ayağına giden ödevi de öğrenci bir zahmet kağıda yazıyor.

12 yaşındaki bir çocuğun eğer zekasında problem yoksa; hala heceleyerek okuması, okuduğunu anlamakta güçlük çekmesi ve özetleyememesi nasıl ifade edilebilir acaba? Öğrenciye oku dediğimde arkadaşlarının yanıtı, beni idealist kişiliğimden sürüklendiğim karamsarlığın içinde yok ediyor: Hocam o okuma bilmiyor ha!

Özgen Ay

19-12-2008




Yorum(lar)

yorumsuz…

Gönderen: ssule || 19 Aralık 2008

eline sağlık hocam…

Gönderen: eray.sener || 19 Aralık 2008

ilginç ve bir o kadar da can alıcı, yüreğine sağlık.

Gönderen: serhat yılmaz || 01 Ocak 2009
Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)