İyi Uykular




//////////////////////////// İyİ Uykular ////////////////////////////////

///////////////////////////////////////////////////////////////////////

Giriş
Türk milleti ve kültürü maddi-manevi tüm yönleriyle sömürülmelidir. Türk milletini bölmek ve yok etmek için öncelikli şart kültürel birliğin bozulması ve kültürel aktarımın engellenmesidir.

Gelişme
A: Nasıl bir şey düşünüyorsun?
B: Halk batılılaşma adı altında gelen yabancı kültürlere açık. Bunu altyapısını yüzyıllardır hazırlıyoruz. Görsel ve yazılı basın ile de bunu halka empoze edebiliriz.
A: Bence bu yeterli olmaz.
B: Neden?
A: Eğitimli ve aklı başında insanlar sürekli direneceklerdir. Yozlaşmaya karşı çıkacaklar ve genç nesilleri zehirden arındırma yoluna gideceklerdir.
B: Medya ve basının onları pek etkilemeyeceği fikrindesin yani.
A: Evet. Bu milleti bir tutan ve direncini arttıran yegâne unsur dili, Türkçe. Türkçe adeta damarlarındaki kan gibi. Bu nedenle topyekün bir yozlaştırma kampanyası izlemeliyiz.
B: Ne demek istediğini tam olarak anlayamadım.
A: Demek istediğim dillerini değiştirmeye, özenti ve bozuk kelimeler ile yaralamaya çalışmalıyız. Hatta bunu gencine, yaşlısına karşı uygulamalıyız.
Okullarda yabancı dilde eğitim verilebilir. Ders kitapları bilimsellik adı altında İngilizce, Almanca, Fransızca kelimelerle süslenebilir bu amaçla.
B: Doğru düşünce. Yalnız bunu yaparken çatlak sesler çıkaranlar olabilir. Türkçe öğretmenleri boşta olmak üzere engel olmak isteyenler olacaktır mutlaka.
A: Fazla etki gösteremezler. Gerekli görürsek ilgili branşlarda öğretmen atamasını en aza indiririz. Bu sayede hem şimdilik seslerini keseriz hem de yozlaştırmayı hızlandırabiliriz. İşimize yarayacak branşlardaki öğretmen istihdamını da arttırarak süreci daha da hızlandırırız.

Milletin dirliğini bozar, geçmişiyle olan bağlarını koparırız.

Sonuç:
• Görsel medyada, yazılı basında birçok yabancı sözcük kullanılmaktadır.
• Dükkan ve işyeri isimlerinde %70 e varan yabancılaşma ve bozulma söz konusudur.
Daha da önemli ve vahim olan:
Yabancı dil olan ve Türkçe’nin arkasında kalmasına inandığımız İngilizce’ye 2008 ağustos 1538 kontenjan, 2008 kasım 1396 kontenjan ayrılmasına karşın,
Ana dilimiz Türkçe’ye haftalık ders saati 5 olmasına rağmen 2008 ağustos 447, 2008 kasım 521 kontenjan verilmiştir.
Branş öğretmenleri tarafından verilen İngilizce dersi ilkokul 4. Sınıfa kadar indirilirken Türkçe dersi 6. Sınıftan başlamaktadır. Böylece yabancı dille eğitimin temelleri atılmıştır.

—————————————————————-

NOT: Bu hikayedeki olaylar ve şahıslar tümüyle hayal ürünüdür. Hikayenin gerçeklerle kesinlikle ilgisi bulunmamaktadır. Size iyi uykular.

Mehmet Çağatay

05/02/2009




Yorum(lar)

Türkçe adeta damarlarında kan gibi…

Gönderen: ssule || 18 Şubat 2009

türkçe hareketi olarak başlanan bu konuşmaya katılıyorum. İngilizceye verilen önemi kendi dilimize de vermeliyiz. Hatta daha fazlasını…

Gönderen: eda || 25 Şubat 2009

ingilizce iyi öğretilebilirse yerinde ki bu da bu şartlarda nasıl olabilir bakarmısınız 5′e katlıyorlar neredeyse bizim alımları.Yazık bu kadar mı benlige gençlige Türklüğe Türkçeye saygı bu kadar mı yazıklar olsun…

Gönderen: elif || 04 Nisan 2009

Türkiyede 7000 türkçe öğretmenliği açığı varken neden 350 tane alınıyor…

Gönderen: acibucuemre || 05 Eylül 2009
Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)